Esenler'in Haftalık Tek Yerel Gazetesi
   
    | Bize Ulaşın  | Giriş Sayfam Yap  | Sık Kullanılanlara Ekle  |     
 
 »   Anasayfa
 »   Eğitim
 »   Sağlık
 »   Spor
 »   Siyaset
 »   Vitrin
 »   Arşiv
 »   İletişim
   
   
   

Öğrenme ve bilme üzerine

 
Bu yazı, her şeyden önce, bilmek ve öğrenmek kavramlarının farklı kullanımları olması ve anlamlarının yer değiştirdiğini düşündüğüm için yazılmış bir yazıdır.

Burada, bilmekten bahsederken, malumat sahibi olmaktan değil, anlama seviyesinde bilgiden bahsediyorum. Bilgiyi, beceri ve üretip yayma seviyesine çıkartana ise saygı duyuyorum.

"Ya âlim, ya ilim öğrenen, ya dinleyen veya bunları seven ol! Sakın beşincisi olma, yoksa helâk olursun."  Hadisi mucibince medeniyet anlayışımızda ve düşünce dünyamızda öğrenme ve öğretme özel bir öğrenme haiz olmuştur.

Öğretme ve öğrenmenin neticesi şuur olmalı, fikir yürütebilme becerisine ulaştırmalıdır. Öğrenmenin ilk adımı ben kimim, bu dünyada neden varım olmalı! Öğrendikçe, insan insan olmalı, isyan ve nisyandan kurtulmalı, sonrasında kendini bilmeli ve bulmalıdır.

Bu bahisle ehil ve iyi niyetli olmayana ilim öğretilmez, kaba kendini beğenmiş olandan da ilim öğrenilmez!

Neyi öğrenmeliyiz ve neyi bilmeliyiz konusu bu işin temelini oluşturmaktadır. "Bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir" kıvamına gelmemiş bir öğrenme neferi her daim cahil kalmaya mahkûmdur.

Bilmek, öğrenmenin doğal sonucudur. Öğrenmeden bilmek marifet değil, öğrenerek bilmektir marifetli ve kalıcı olan!

Zamanımızda hemen hemen herkes bir şeyler biliyor! Peki, bu bilmenin öğrenmesi nereden, bilginin kaynağı, membaı neresidir? Öğrenme gayreti taşımayan bilmeler, bilmek olmuyor aslında. Bu tür bilgi sahiplerine bilgiç ve ukala deniyor toplumda!

Öğrenmeyi öğrenmek, öğrenmeyi bilmek adımlarını bilmeden, öğrendiğini zannedip bilmek adına konuşmak, öğrenmenin hayat boyu süren bir eylem olduğunu unutarak ezberdeki bilgileri serdetmek kimseyi bilme mertebesine çıkartamaz.

Öğrenme ve bilme işi her işte olduğu gibi bir sistem ister, önceliklerin belirlenip hedefin belirlenmesini ister. Her öğrenme her zaman işe yaramaz, her bilmede hayat kurtarmaz.

Mesnevide geçen bir kıssada bu konu şöyle özetlenir.

Bir nahivci gemiye binmiş gidiyordu.
-Gemiciye bir soru sordu. “Sahip misin nahiv bilgisine”
-Gemici de sordu nahivciye,“Bilmem ki, nahiv de ne? ”
-Dedi ki nahivci gemiciye,“Ömrünün yarısı hiçe gitti desene.”

Aradan zaman geçti, fırtına başladı. Gemi bir girdabın ortasında kaldı.

-Gemici nahivciye seslendi. “Efendim yüzme bilir misin? ”
-Nahivci cevap verdi:“Ben yüzme bilmem” dedi.
-Dedi ki gemici nahivciye,“Ömrünün tamamı hiçe gitti desene.”

Yorum Köşesi
Adınız :
E - Posta :
Konu :
Mesajınız :
Image (güvenlik kodu):
 
       
       
 

~~ F&F Gazetecilik İlan ve Reklam Ajansı ~~
* Sitede yayınlanan,Bölgede İlk Haber kaynaklı haberlerin izin alınmadan veya kaynak belirtilmeden kullanılması yasaktır.
* Sitemiz 1024*768 piksel ve üstü ekran çözünürlüklerinde sorunsuz görüntülenmektedir.Tavsiye edilen çözünürlük: (1280*1024)